17 Eylül 2014 Çarşamba

İncirli Armut Tatlısı

Uzun zamandır ne mutfağa girebiliyorum ne buraya yazabiliyorum. Ama bugün "mutfak terapisi"ne ihtiyacım vardı. Hem de tatlı armutlarımı çürümekten kurtarmalıydım. Klasik "kek" (?) tarifimi armutlarıma uygulamak istedim. Unsuz, yağsız, şekersiz tatlımın tarifi geliyor:)


Malzemeler;


  • 2 orta boy armut
  • 1 yk yoğurt
  • 1 yumurta
  • 2 yk yulaf kepeği
  • 2 tk yulaf ezmesi
  • 2 küçük kuru incir
  • 1 çay kaşığı kabartma tozu
  • 1 çay kaşığı vanilin

Yapılışı;

Önce 1 yumurtayı vanilinle beraber bir güzel çırpıyoruz. Ardından yoğurdumuzu ekleyip çırpmaya devam ediyoruz. Çırpma işlemi yulaf kepeği ve kabartma tozunun eklenmesiyle devam ediyor.


Armudumuzun birini ince ince doğruyoruz, isterseniz rendeleyebilirsiniz de. Ben biraz dişe dokunur istediğim için küp küp doğradım. Aynı anda kuru incirleri de minik minik doğruyoruz. Benim kuru incirler fazla kuru olduğu için 5 dk kadar sıcak suda bekletip yumuşattım. Doğradığımız malzemeleri hamurumuza katıyoruz.


İyice karıştırdıktan sonra yağlı kağıtla kapladığımız kabımıza karışımı döküyoruz ve kalan 1 armudu ince ince dilimleyip diziyoruz. Üzerine de yulaf ezmesini serpiyoruz. Benim karışımın hamur kısmı az oldu, meyvesi baskın bir tatlı istedim. Siz eğer daha hamurlu bir tatlı istiyorsanız 1 kasık tam buğday unu ekleyebilir ya da yulaf kepeği miktarını artırabilirsiniz.




















170 derecede ısıttığımız fırına koyuyor ve yaklaşık 40 dk pişiriyoruz. Son 10 dksında çay koymayı unutmayın. Şekersiz, yağsız, unsuz tatlımız hazır. Afiyet olsun:)



27 Ağustos 2014 Çarşamba

Akşam Yemeklerini Rahat mı Bıraksak?

Duyunca tüm sinirlerim tepeme zıplıyor; "akşam bi şey yemeyeceksin!", "akşam yemeğini kestim.", "akşam yiyorsan zayıflayamazsın!", "akşaa.." ÇAT!

Ben bu bilmiş bilmiş kurulan cümlelerin sonuna kadar bile dayanamıyorum. Şahsen akşam yemeği yediğim için hiç kilo almadım. Bol bol çikolata, tatlı, dondurma, hamurişi yediğim için aldım. Kimsenin de sağlıklı ve dengeli bir öğün yüzünden kilo alabileceğini sanmıyorum.

Metabolizmamızın akşam saatlerine doğru yavaşladığı doğrudur, fakat bu yavaşlama bize bir kaç kilo aldıracak düzeyde değildir. Dolayısı ile günlük almamız gereken kalori sınırları içerisinde, besin değerlerine dikkat ederek hazırlanmış kontrollü bir porsiyonun akşam 6'dan sonra yenmesi kilo aldırmaz, aksine uzun süre açlık çektiği zaman yavaşlayan metabolizmanın bu moda girmesine engel olur.

Artık bu akşam yemeklerinin yakasını rahat bırakalım. Ben öğleden sonra hiçbir şey yemeyerek vücuduma ve ruhuma eziyet çektiremem.

Kısmamız gerekenler sağlıklı akşam yemeklerimiz değil gün içinde yediğimiz abur cuburlardır. Kendimize günah keçisi aramayalım:)

Böyle bir öğünün kime ne zararı olabilir ki?

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Bitterle Dans ve 3 Amatör Tarif

Beni tanıyan herkes bilir en büyük aşkımın ne olduğunu. Bir de beni tanıyan herkes şaşırır bu kadar çok ve yoğun çikolatayı nasıl yiyebildiğime. Annem bana hamileyken çok çikolata yemiş ondan mı bağımlıyım, yoksa çikolatanın bünyemde yarattığı etkilerden mi kaynaklanıyor bu sevgim bilmiyorum. Bildiğim, onsuz yapamadığım.

Üniversitede bir hocamız bir gün hayalimizdeki cenneti yazmamızı istemişti. Benimkinde çikolata dağları, meyvesi çikolata olan ağaçlar, çikolata çeşmeleri falan vardı. Ama bir düşünün, böyle ortası acı bitterli(çekirdek olarak) kabuğu nispeten sert, içi akışkan çikolatalı meyveler...

Ben tatlı yemeye bir yere girdiysem menüye bakmam; bana en çikolatalısından getirin diyen insanım sonuçta, cennet hayalimden başka ne beklenir?

Herhangi normal bir insanı bayan çikolata miktarının 5 katına falan çıkabiliyorum. Suflenin üzerine ek çikolata sosu isteyip yanındaki dondurmayı da çikolatalı isteyebiliyorum falan. Belli bir miktarı geçtikten sonra yanaklarım karıncalanıyor, bu bir çeşit dur ihtarı onun haricinde sorunum yok. bu yanak karıncalanmasını da genel bi tepki sanıyordum, herkese soruyorum kimseye olmuyormuş, neyse.

Artık bu çikolata aşkım sağlığımı bozmaya başlamıştı. Hatta beni muayene eden bir doktorun ilk cümlesi "çok mu çikolata yiyorsun?" olmuştu. Çaresizdim, bırakmam lazımdı.

Hala da lazım aslında. Ama "bırakmak", "yasaklamak" bünyemde ve ruhumda ters tepebiliyor. Aslında uzun süre bozmadan diyet yapabilen, bir lokma çikolata yemeden aylar geçirebilen biriyim, çünkü disiplinliyim. Bir şey yapılmayacaksa yapılmayacak. Ama tüm iradeli davranışların da bir ömrü var ki bu ömrün sonu genelde duygusal ihtiyaçlardan kaynaklansa da sonuç fiziksel zarar oluyor.

Ben kendi içimde savaş verirken ve çikolata tadını daha "layt" şekillerde (pudinglerle vs) almaya çalışırken yeni bir şey öğreniyorum; kakao oranı %70 ve üzeri olan çikolatalar faydalı! İşte son zamanlarda duyduğum en iyi haber. Bitter çikolatalar ciddi miktarda anti oksidan içeriyor, içerisindeki yağlar faydalı yağ olduğu için özellikle bel çevresi yağlarını yakmaya yardımcı oluyor, ve beyin fonksiyonlarını pozitif etkiliyor. Çikolatanın endorfin salgılatarak ruhumuzu da doyurması cabası. Ama tabi porsiyon yönetimi şartıyla! Bu şart her besin için geçerli zaten. Önerilen miktar günde 20 gr.

İlk sevincimi sindirdikten sonra kafamda tilkiler dönmeye başlıyor. Uzaklara bakarak dalıyorum, herkes dertli sanıyor, ben o 20 gr hakkımı nasıl daha iyi değerlendirebilirim diye düşünüyorum.

Tarif 1;

İlk aklıma gelen çikolatayı faydalı şeylerle seyreltmek! Hemen diyorum eriteyim, içine layt süt koyarım, biraz da badem, al sana mükemmel bi ara öğün. Araştırmadan etmeden %80 bitterimi cezveye atıyorum, tencereye suyu koyuyorum, kaynayan suyun içine cezveyi yerleştiriyorum. Aklım sıra benmari usulü eritmeye yapacağım. Çikolata eriyor, içine dolaptan çıkardığım sütten dökmeye başlıyorum. Çikolatanın kıvamı bozuluyor, katılaşıyor ve bir daha cıvımıyor. Bademleri içine atıp kalıplara yerleştiriyorum.

Usulüne ve kafamdakine uymayan şeyler oluyor ama sonuç başarılı.

Dersler;

  • Benmari usulü eritmede çikolatanın bulunduğu kabı direkt suya koymuyoruz, buharla eritme sağlıyoruz.
  • Çikolataya direkt soğuk süt koymuyoruz.

Tarif 1/ Bademli Çikolata
Tarif 2;

20 g çikolatanın keyfine en iyi nasıl varılır diye düşünmeye devam ediyorum. Çikolatayı hemen bitirmeyerek tabi ki! Peki o nasıl olacak? Az çikolatalı bol lokmalarla.

Yine 80g %80 bitterimi bir sufle kabına kırıyorum, kettle ımı salonun ortasına getiriyorum, saolsun sufle kabım tam da kettle ın ağzına oturuyor, e ben de oturtuyorum. İşte benmari diye buna derim.
Tarif 2/ Çikolataya meyve bandırma

Tabi tekerleği yeniden keşfetmiş değilim, bu bildiğimiz fondü, ama herhangi özel bir çikolataya veya özel bir düzeneğe sahip olmadan yaptığımız cinsten bir de sağlıklı. Meyve ve çikolata hakkımı bu özel ana saklayarak, bi kaç lokma yedim, hem de bu güzelliği paylaştığım tatlı insanlar diyet yaptığımı anlamadılar bile. Diyet yapmak etrafa eziyet çektirmek değildir:)

Dersler;

Muzla bir ayrı güzel oluyor, aşırıya kaçmamak lazım. Ben kaçmadım siz de kaçmayın.

Tarif 3;

Aynı anda birkaç paket çikolata almışım. Ki benim bir kaç paket çikolatayı bir kaç saat bile dokunmadan evde tutmam mümkün değildi, artık mümkün. Ama aklımda tilkiler dönmeye devam ediyor. Bir şeyler uydurmaya, tarifsiz bir şeyler yapmaya bayılıyorum. Hazır evde başkaları da varken bir tatlı daha yapayım da hem kafamdakini denemiş olayım, hem de hepsini kendim yemek zorunda olmayayım diyorum.

Önce Dr Oetker layt vanilyalı pudingimi layt sütle pişiriyorum. Normalde 3 kaseden biraz fazla çıkan bu pudingin kasesi 80 kalori civarında, ama ben 5 kaseye bölüyorum pudingi. Kaselerimi buz kalıbı üzerine koyuyorum hızlı soğuma elde etmek için. Pudingler soğurken ben çikolataya geçiyorum.


Artık benmarinin ustasıyım sonuçta. 120g %80 bitterimi cezveme koyuyorum. 150 ml layt sütümü ısıtıyorum, ılık haliyle ocaktan alıyorum, kaynatmamak gerekiyor. Sütle çikolatayı erime süresince hep karıştırıyorum.
Bu sefer de fazla seyreliyor çikolata. Sütü fazla geliyor çünkü. Aklımdaki daha katı bir çikolata idi. O çikolatayı mikserle çırpıp mus haline getirecektim.




Bir yandan da muzlarımı ve bademlerimi doğruyorum.


Vee son aşama, çikolata sosum (hayal ettiğimin aksine gerçekten sos kıvamında oldu) pudinglerin üzerine dökülüyor.
Tarif 3/ Muzlu bitter


Dersler;

  • Daha süt ya da daha çok çikolata koymak gerekiyor.
  • Ya da buz dolabında biraz daha bekletip, yemek için bu derece sabırsız olmamak gerekiyor.
  • Ve kişileri cıvıklık konusunda baştan uyarmak gerekiyor.


Denerseniz afiyet olsun :)

30 Nisan 2014 Çarşamba

Kural 1 ve Tarif 1

Diyetisyenim ilk olarak bana her öğünümde aşağıdaki 4 gruptan da bulundurmam gerektiğini söylemişti.
1-Proteinler
2-Yoğurt ve süt ürünleri
3-Sebze
4-Ekmek veya tahıllar.

Bu 4 gruba besin grubu olarak bakmak tam doğru değil, çünkü artık herkesin bildiği üzere besin grupları proteinler, karbonhidratlar ve yağlar. Yukarıdaki gruplarda ise bu besin gruplarının kesişimleri de olabiliyor. Yani şunu demek istiyorum, yoğurt ve süt ürünleri dediğimiz şeyin içinde protein de, yağ da, karbonhidrat da var.

Başlangıç olarak oldukça iyi bir bakış açısı kazanmıştım, yağ yakmak ve kas yapmak için bu 4 gruptan da almam gerekiyordu. Yoğurt ve süt ürünleri derken asıl amaçlananın kalsiyum alma gereği (yağ yakımını hızlandırıyor), ekmek ve tahılı ise lif ve bazı vitaminler için almam gereği, bu 4 grup kombinasyonunun temelde glisemik indeks ayarı için gerekli olduğu vs gibi bilgileri daha sonra edinecektim. Bunlardan birini eksik aldığımda kendimi de eksik hissediyordum ve bunca yıldır bu dengeyi sağlamadan nasıl sağlığımı koruduğuma inanamıyordum.

Diyetisyenimin 1. kuralı genel anlamda dengeli beslenme mantığının özeti. Benim 1.kuralım ise başka;

Kural 1; olabileceğine inanmak ve denemek. Burada kişisel gelişim zımbırtısı tarzında bir inanmaktan bahsetmiyorum. Düşünce gücüyle kilo verileceğine de inanmıyorum. İnananlar var ve stres yaptığım için kilo veremediğimi düşünenler de var ama bu konuda net konuşamayacağım. Benim burada olasılık vermek ve denemek gerektiğine inandığım şeyler beslenme biçimleri ile alakalı.

Yani ilkokul çocuğu gibi evden beslenme getirmek olabilir, yağsız, şekersiz ve unsuz (?!) kek olabilir, zeytinyağsız fasulye, ıspanak işte her türlü sebze yemeği olabilir, köfte, tavuk, et yağsız pişebilir, dolma bulgur ya da buğdayla olabilir, diyette makarna yenebilir, diyete uygun poğaçalar pizzalar pastalar kurabiyeler olabilir.

Bunu kabullenmekte en çok annem zorlandı, ama o da şaşkınlıkla bu durumu kabul etmeye hatta bana tarif sormaya başladı.

Evet, sağlıklı beslenme işi mutfağa bulaşmadan ve denemeye başlamadan olmuyor.

O zaman temel bir tarifle başlayalım. Bu tarife tuzlu şeyler, sebze, peynir, biber vs katarsanız tuzlu kek, hamuru sade yapıp harcı üzerine koyarsanız pizza, vanilin, pekmez bal ya da meyve koyarsanız da tatlı kek oluyor.


  • 2 YK yulaf kepeği
  • 1 yumurta
  • 1 YK yağsız yoğurt
  • 1/2 çay bardağı süt
  • 1 ÇK kabartma tozu ve/veya vanilin.
Yapılışı:

Önce yumurtayı çırpıyoruz, sonra yoğurt ve sütü katıp çırpmaya devam ediyoruz ve sonra yulaf kepeği ile kabartma tozunu koyup çırpıyoruz. Yağlı kağıtla kaplı kalıba döküyoruz. Hamur baya cıvık oluyor şaşırmıyoruz. 170 derece fırında 40-45 dk pişiriyoruz. 

Püf noktalar;
  • İlk yarım saat fırın kapağını açmak yok.
  • Kabartma tozu her zaman un, yulaf kepeği vs üzerine konur.
  • Eğer tatlı yapacaksak yumurtayı çırparken pekmez/bal ve vanilini ekliyoruz.
  • Yaratıcı oluyoruz, kendi orijinal kekimizi yapıyoruz, denemeye inanıyoruz! :)
Birtakım örnekler
  • kabaklı biberli kek
    patlıcanlı pizza ve elmalı kek
    kabaklı peynirli pizza

Merhaba :)

Yine birisi yemekhane tepsime gözlerini dikmiş ve haykırıyor; "Hani diyetteydin bu ne kadar çok yemek böyle?". İşte, aslında heyecanla beklediğim, günün en keyif veren anlarından biri başlarken gardımı da almaya başlamam gerekiyor. Haykıranın tepsisine bakıyorum, öğün yükte hafif fakat kaloride beni en az ikiye katlayacak seçimlerden oluşuyor.

İlk derin nefes alındı.

Yerime geçiyorum. Arkadaş, ızgara köfte demişsiniz ama bu bildiğin köfteli yağ çorbası. Ben o 1 gr yağı yakabilmek için ne kadar uğraşıyorum biliyor musunuz? Yapacak bi şey yok, nasıl göründüğüm umrumda değil, o yağları yiyemem. Köftenin yağlarını peçeteyle almaya çalışırken yeni bir haykırış geliyor. "Kafayı yemiş bu, manyak manyak, ayy iğrençsin." Bunu derken hamburgerinin yağı ağzının kenarından akıyor bi gözü de pilavında, sonra baklavasını yiyecek, hadi büyüklük bende kalsın, onun yediklerine laf etmeyeyim, kendi tercihidir diyeyim.

İkinci derin nefes alındı.

Köftenin yağlarından kurtulduk. Sıra herhangi bir zeytinyağlı ya da salatanın içine, ayırt etmeksizin mısır katan yemekhanecilerin marifetini temizlemekte. Tek tek mısır tanelerini ayıklıyorum yine garip bakışlar altında. Keyfim biraz kaçık açıkcası, aslında kaçmayaydı iyiydi, sağlıklı beslenmek oldukça keyifli çünkü.

Bundan sonraki derin nefesler sayısız ve sıkça.

Güzel sağlık sularım, envai çeşit baharatlarım, sağlıklı tariflerim.. Hepsi tepkiyle karşılanmakta. Bir de çeşit çeşit tip var tabi; salatama yağ istemiyorum dediğinde gün içinde ne yediğini biliyormuş gibi "ama yağa da ihtiyaç var" diyenler, "ekmek kesmeden diyet olmaz" diyenler, "sporsuz asla kilo verilmez" diyenler, "kilo vermek için akşam yemeğini kesmek gerekir" diyenler, sabah kahvaltı yapmamayı kar sayanlar, sağlıklı beslenmeyi aşağılık bir şey, bir hastalık gibi karşılayanlar (bunlar genelde iradesiz şişmanlar oluyor), yumurtayı tereyağında pişirip sonra yumurtanın ne kadar ağır olduğundan bahsedenler, sırf kendileri yapamıyor diye sizi sürekli sabote edenler, "2 kilo vermişim" diye sevindiğinizde hemen "sudur o sudur" ya da "ay o kilolar hemen geri alınıyor, alırsın" diyenler, sebze sevdiğinize bir türlü inanamayıp, mis gibi zeytinyağlı pırasayı midenize indirirken "neyin cezasını çekiyorsun, allah affetsin" diyenler. Siz güzelim pazı kavurmasını afiyetle mideye indirirken "o ne işe yarıyormuş zayıflatıyor mu?" diyerek her şeyi zayıflamak için yaptığınızı sanan ve bu güzel yiyecekleri seviyor olabileceğinize ihtimal vermeyenler, kendisi, afedersiniz ama öküz gibi yerken, sizi bir parça bitteri ağzınıza atarken gördüklerinde "hani diyet yapıyodun hani hani, yeme yeme yeme diyet diyet diyet" diye canınızı sıkanlar, yemeyi reddettiğiniz şeylerin üzerine "aman nası olsa bi haftaya kalmaz bozarsın" diye kendi iradesizliklerini demotivasyon aracı olarak kullananlar, ay aman bir sürü falanlar filanlar. Hepsini aldıkları kalorileriyle başbaşa bırakmak istiyorum, onlar da beni rahat bıraksınlar istiyorum tabi ki.

Yanlış anlaşılmasın, bu konuda aşmış ya da deli zayıf biri değilim. Hatta tam tersi verdiğim emeğe ve gösterdiğim özene kıyasla kilo verme hızım da yavaş sayılır. Ama şu düşünceyi seviyorum, sen sağlıklı beslen, alman gereken kalorilerin civarında kal, kiloyu dert etme, o kendi çaresine bakacaktır. O yüzden bir süredir tartılmayı da bıraktım.

2 yıl önce, günde minimum 3 paket gofret, 2 paket bisküvi yediğim ve 65 kilo olduğum günlerde diyetisyene gitmeye başlayarak hayatımın en isabetli kararını verdim. 3-4 ay sonunda 59 kiloydum. aradaki 2 yılda yeniden 62 ye çıktım ve son 2 aydır 59 la başlayan kilolara geri döndüm. Ama en önemlisi nasıl beslenmem gerektiğini öğreniyor, besinleri ve vücudumu tanıyor, tüm bunlardan oldukça keyif alıyorum. Çünkü artık yaptıklarımı ezberden değil, mantığını anlayarak ve bilimsel açıklamalarını sindirerek yapıyorum.

Ve her konuda olduğu gibi bu konuda da paylaşmaya önem verdiğim için buradan motive bir "merhaba" diyorum.