30 Nisan 2014 Çarşamba

Kural 1 ve Tarif 1

Diyetisyenim ilk olarak bana her öğünümde aşağıdaki 4 gruptan da bulundurmam gerektiğini söylemişti.
1-Proteinler
2-Yoğurt ve süt ürünleri
3-Sebze
4-Ekmek veya tahıllar.

Bu 4 gruba besin grubu olarak bakmak tam doğru değil, çünkü artık herkesin bildiği üzere besin grupları proteinler, karbonhidratlar ve yağlar. Yukarıdaki gruplarda ise bu besin gruplarının kesişimleri de olabiliyor. Yani şunu demek istiyorum, yoğurt ve süt ürünleri dediğimiz şeyin içinde protein de, yağ da, karbonhidrat da var.

Başlangıç olarak oldukça iyi bir bakış açısı kazanmıştım, yağ yakmak ve kas yapmak için bu 4 gruptan da almam gerekiyordu. Yoğurt ve süt ürünleri derken asıl amaçlananın kalsiyum alma gereği (yağ yakımını hızlandırıyor), ekmek ve tahılı ise lif ve bazı vitaminler için almam gereği, bu 4 grup kombinasyonunun temelde glisemik indeks ayarı için gerekli olduğu vs gibi bilgileri daha sonra edinecektim. Bunlardan birini eksik aldığımda kendimi de eksik hissediyordum ve bunca yıldır bu dengeyi sağlamadan nasıl sağlığımı koruduğuma inanamıyordum.

Diyetisyenimin 1. kuralı genel anlamda dengeli beslenme mantığının özeti. Benim 1.kuralım ise başka;

Kural 1; olabileceğine inanmak ve denemek. Burada kişisel gelişim zımbırtısı tarzında bir inanmaktan bahsetmiyorum. Düşünce gücüyle kilo verileceğine de inanmıyorum. İnananlar var ve stres yaptığım için kilo veremediğimi düşünenler de var ama bu konuda net konuşamayacağım. Benim burada olasılık vermek ve denemek gerektiğine inandığım şeyler beslenme biçimleri ile alakalı.

Yani ilkokul çocuğu gibi evden beslenme getirmek olabilir, yağsız, şekersiz ve unsuz (?!) kek olabilir, zeytinyağsız fasulye, ıspanak işte her türlü sebze yemeği olabilir, köfte, tavuk, et yağsız pişebilir, dolma bulgur ya da buğdayla olabilir, diyette makarna yenebilir, diyete uygun poğaçalar pizzalar pastalar kurabiyeler olabilir.

Bunu kabullenmekte en çok annem zorlandı, ama o da şaşkınlıkla bu durumu kabul etmeye hatta bana tarif sormaya başladı.

Evet, sağlıklı beslenme işi mutfağa bulaşmadan ve denemeye başlamadan olmuyor.

O zaman temel bir tarifle başlayalım. Bu tarife tuzlu şeyler, sebze, peynir, biber vs katarsanız tuzlu kek, hamuru sade yapıp harcı üzerine koyarsanız pizza, vanilin, pekmez bal ya da meyve koyarsanız da tatlı kek oluyor.


  • 2 YK yulaf kepeği
  • 1 yumurta
  • 1 YK yağsız yoğurt
  • 1/2 çay bardağı süt
  • 1 ÇK kabartma tozu ve/veya vanilin.
Yapılışı:

Önce yumurtayı çırpıyoruz, sonra yoğurt ve sütü katıp çırpmaya devam ediyoruz ve sonra yulaf kepeği ile kabartma tozunu koyup çırpıyoruz. Yağlı kağıtla kaplı kalıba döküyoruz. Hamur baya cıvık oluyor şaşırmıyoruz. 170 derece fırında 40-45 dk pişiriyoruz. 

Püf noktalar;
  • İlk yarım saat fırın kapağını açmak yok.
  • Kabartma tozu her zaman un, yulaf kepeği vs üzerine konur.
  • Eğer tatlı yapacaksak yumurtayı çırparken pekmez/bal ve vanilini ekliyoruz.
  • Yaratıcı oluyoruz, kendi orijinal kekimizi yapıyoruz, denemeye inanıyoruz! :)
Birtakım örnekler
  • kabaklı biberli kek
    patlıcanlı pizza ve elmalı kek
    kabaklı peynirli pizza

Merhaba :)

Yine birisi yemekhane tepsime gözlerini dikmiş ve haykırıyor; "Hani diyetteydin bu ne kadar çok yemek böyle?". İşte, aslında heyecanla beklediğim, günün en keyif veren anlarından biri başlarken gardımı da almaya başlamam gerekiyor. Haykıranın tepsisine bakıyorum, öğün yükte hafif fakat kaloride beni en az ikiye katlayacak seçimlerden oluşuyor.

İlk derin nefes alındı.

Yerime geçiyorum. Arkadaş, ızgara köfte demişsiniz ama bu bildiğin köfteli yağ çorbası. Ben o 1 gr yağı yakabilmek için ne kadar uğraşıyorum biliyor musunuz? Yapacak bi şey yok, nasıl göründüğüm umrumda değil, o yağları yiyemem. Köftenin yağlarını peçeteyle almaya çalışırken yeni bir haykırış geliyor. "Kafayı yemiş bu, manyak manyak, ayy iğrençsin." Bunu derken hamburgerinin yağı ağzının kenarından akıyor bi gözü de pilavında, sonra baklavasını yiyecek, hadi büyüklük bende kalsın, onun yediklerine laf etmeyeyim, kendi tercihidir diyeyim.

İkinci derin nefes alındı.

Köftenin yağlarından kurtulduk. Sıra herhangi bir zeytinyağlı ya da salatanın içine, ayırt etmeksizin mısır katan yemekhanecilerin marifetini temizlemekte. Tek tek mısır tanelerini ayıklıyorum yine garip bakışlar altında. Keyfim biraz kaçık açıkcası, aslında kaçmayaydı iyiydi, sağlıklı beslenmek oldukça keyifli çünkü.

Bundan sonraki derin nefesler sayısız ve sıkça.

Güzel sağlık sularım, envai çeşit baharatlarım, sağlıklı tariflerim.. Hepsi tepkiyle karşılanmakta. Bir de çeşit çeşit tip var tabi; salatama yağ istemiyorum dediğinde gün içinde ne yediğini biliyormuş gibi "ama yağa da ihtiyaç var" diyenler, "ekmek kesmeden diyet olmaz" diyenler, "sporsuz asla kilo verilmez" diyenler, "kilo vermek için akşam yemeğini kesmek gerekir" diyenler, sabah kahvaltı yapmamayı kar sayanlar, sağlıklı beslenmeyi aşağılık bir şey, bir hastalık gibi karşılayanlar (bunlar genelde iradesiz şişmanlar oluyor), yumurtayı tereyağında pişirip sonra yumurtanın ne kadar ağır olduğundan bahsedenler, sırf kendileri yapamıyor diye sizi sürekli sabote edenler, "2 kilo vermişim" diye sevindiğinizde hemen "sudur o sudur" ya da "ay o kilolar hemen geri alınıyor, alırsın" diyenler, sebze sevdiğinize bir türlü inanamayıp, mis gibi zeytinyağlı pırasayı midenize indirirken "neyin cezasını çekiyorsun, allah affetsin" diyenler. Siz güzelim pazı kavurmasını afiyetle mideye indirirken "o ne işe yarıyormuş zayıflatıyor mu?" diyerek her şeyi zayıflamak için yaptığınızı sanan ve bu güzel yiyecekleri seviyor olabileceğinize ihtimal vermeyenler, kendisi, afedersiniz ama öküz gibi yerken, sizi bir parça bitteri ağzınıza atarken gördüklerinde "hani diyet yapıyodun hani hani, yeme yeme yeme diyet diyet diyet" diye canınızı sıkanlar, yemeyi reddettiğiniz şeylerin üzerine "aman nası olsa bi haftaya kalmaz bozarsın" diye kendi iradesizliklerini demotivasyon aracı olarak kullananlar, ay aman bir sürü falanlar filanlar. Hepsini aldıkları kalorileriyle başbaşa bırakmak istiyorum, onlar da beni rahat bıraksınlar istiyorum tabi ki.

Yanlış anlaşılmasın, bu konuda aşmış ya da deli zayıf biri değilim. Hatta tam tersi verdiğim emeğe ve gösterdiğim özene kıyasla kilo verme hızım da yavaş sayılır. Ama şu düşünceyi seviyorum, sen sağlıklı beslen, alman gereken kalorilerin civarında kal, kiloyu dert etme, o kendi çaresine bakacaktır. O yüzden bir süredir tartılmayı da bıraktım.

2 yıl önce, günde minimum 3 paket gofret, 2 paket bisküvi yediğim ve 65 kilo olduğum günlerde diyetisyene gitmeye başlayarak hayatımın en isabetli kararını verdim. 3-4 ay sonunda 59 kiloydum. aradaki 2 yılda yeniden 62 ye çıktım ve son 2 aydır 59 la başlayan kilolara geri döndüm. Ama en önemlisi nasıl beslenmem gerektiğini öğreniyor, besinleri ve vücudumu tanıyor, tüm bunlardan oldukça keyif alıyorum. Çünkü artık yaptıklarımı ezberden değil, mantığını anlayarak ve bilimsel açıklamalarını sindirerek yapıyorum.

Ve her konuda olduğu gibi bu konuda da paylaşmaya önem verdiğim için buradan motive bir "merhaba" diyorum.