20 Eylül 2015 Pazar

Hatalarım

Başarılardan bahsetmek güzel, motive edici. Ama hiçbir başarıya hata yapılmadan ulaşılamıyor. Hataları da kişinin bizzat yapması gerekiyor ders alması için ama ben yine de faydası olur düşüncesi ile sağlıklı beslenmeye/yaşama geçiş sürecindeki hatalarımdan bahsedeceğim.

1.Yağdan ölesiye kaçınmak!
Şöyle düşünüyordum, “İnsan yakmak istediği şeyi neden direkt alır ki?”. Yağ kullanımı inanılmaz saçma geliyordu. Bunda diyetisyenimin de payı var tabi ki. Bana “kilo vermek istiyorsan yağ oranı %5’in üzerinde olan hiçbir şey yememelisin” demişti. Ve hatta zeytini listeme hiç sokmamıştı. Hala bir garip olurum zeytin yerken. Ve yine bu yüzden markette görebileceğiniz her şeyin yağ oranını ezbere bilirim. Zeytinyağının yağ oranına bakarken kendimi yakaladığım oldu. Sonuç olarak her şeyin lightına yöneldim. Ta ki “yağ yakan yağ”, “faydalı yağ” kavramları ile tanışana kadar. Düşünün sırf yağlı diye ceviz, fındık, fıstık yemezken, katkı maddesi ve karbonhidrat dolu olan form bisküvileri tercih ediyordum. 

2. Tatlandırıcıyı zararsız sanmak!
Tatlandırıcının da en az şeker kadar zararlı olduğunu, şeker gibi bana insülin salgılattığını bilmiyordum. Paket paket tatlandırıcılı sakız çiğneyerek kendimi tatmin ediyordum. Kahveme, kekime tatlandırıcı koyuyordum. Aman kaçının.

3. 1 ve 2. maddeye bağlı “light” ürün kullanımı
Yağdan kaçarken ve tatlandırcının zararlarını umursamazken bol bol kimyasala maruz kaldım. Azıcık düşünsem “light” ürünlerin daha fazla işlendiğini akıl edebilirdim ama ben her şeyin “pembe”sini almaya devam ettim.

4. Kalori bazlı beslenme
Her ne kadar “yonca tipi” beslensem de sürekli kalori saydım. Excellerde günlük listeler tuttum, bütün besinlerin kalorilerini ezberledim, her lokmada ne kadar kalori hakkım kaldığını hesapladım ( 4 işlemi geliştiriyor bu arada iyi oldu :P) Azıcık fazla kalori alsam şişeceğim sandım. Bazen “yok ya bu o kadar kalorili değildir” diye kendimi kandırdım. Ama en kötüsü kalorisiz diye cola, soğuk çay vs tükettim. Bol değil ama tükettim. Kalorisiz diye bünyemde yaratacağı asit yükünden habersiz çaya, kahveye kelimenin tam anlamıyla "abandım". Kalori sadece limitlerinizi belirlemeli ama kesinlikle besin seçimleriniz için etkili olmamalı. 

5. Saçma detokslardan medet umdum
Kilo veremediğim ve çaresiz hissettiğim zamanlarda yumurta- ananas detoksu, ayran detoksu, dukan ekspres gibi saçma detokslardan medet umdum. Bu detokslardan geriye kalan, açlık, şişkinlik, bazen artı kilo ve psikolojik yıpranma oldu. Aman uzak durun. İnsan detoksa ihtiyaç duymuyor mu? Elbette. Benim yeni detoksum karbonhidratı kesip çiğ sebzeyi artırmak. Mis gibi ve etkili. Kendinize iyi gelen arınmayı keşfedin!

6. Başkalarında gördüğünü en iyisi sanmak
Kimi 2 öğün beslenir, öyle yapmazsam zayıflayamam zannederim, kimi 6 öğün yer, öyle olmalı derim, dukan, karatay bir sürü değişik biçim. Başkasının x yöntemini uygulaması ve zayıflaması bu yöntemi benim zayıflamam için şart kılmaz. Dolayısıyla en önemlisi kendini keşfetmek, kendine en iyi geleni kendi tecrübelerinle bulmak. 

7. Sihirli besinler
Ara ara moda olan besinleri sihirli sanıp onlar olmadan olmayacağını düşündüm. Chia, kinoa, avokado, hindistan cevizi vs. Hiçbir besin muadilsiz değil. Edinemediğimiz besinler yüzünden moral bozmayalım. Bazıları oldukça pahalı çünkü, hiç gerek yok.

8. Fazla spor
Sporda ilk hatam sporu bilmeden ve kendimi tanımadan salonda bana yazılan standart programlarla başlayıp sonuç elde edememem oldu. Sonra spor nasıl yapılır öğrendim, yağ yakmam için nasıl bir spor yapmam gerektiğini anladım. Kendimi tanıdım. Bu sefer de sevdiğim sporları çok fazla yapmaya başladım. Haftanın 6 günü kesin spora gidiyor üstüste çok ağır derslere giriyordum. Olur da 1 gün eksik gidersem kendimi inanılmaz kötü hissediyor, hemen 5 kilo alacağım sanıyordum. Hatta ofiste her tuvalete gittiğimde 100 squat yapmadan çıkmıyordum. Her şeyin fazlası gibi sporun da fazlası vücutta stres yaratır, yağ yakımını engeller. Sonuç olarak çok yoruldum. Sosyal hayatımı da spora göre şekillendirdiğim için psikolojik olarak da durumdan çok etkilendim. Şimdi ise sporu bırakmış durumdayım. Sürdürülebilir olmayan hiçbir şeyi yapmamalı.  
9. Sürekli tartılma
Tartılma konusu beni hem motive hem de stres eden bir şey. Gram gram değişimi kafama takıp kendimi üzdüğüm zamanlar için sürekli tartılmayı hata görüyorum.

10. STRES
Ve en önemli hatam bu. Zayıflama işini kendime büyükbir stres kaynağı yaptım. Her gün durumumu sorguluyor, hemen sonuç almak istiyordum. Yaptığım matematiksel hesaplamalara göre bir deri bir kemik kalmam gerekiyordu ama ben kilo bile alıyordum. Bu dikkatli beslenme ve bu derece yoğun spora karşılık bu sonucu almamalıydım. Sürekli yakınıyordum, etraftaki herkese kilo veremiyorum diyordum. Beynim bu düşünceye çok alışmıştı. Henüz kortizol nedir bilmiyordum. Bir gün spor hocam beni uyardı. Bak böyle olmaz biraz rahatla, stres yaptıkça kilo veremezsin dedi. Bu tamamen bilimsel bir gerçek. Stres hormonu kortizol size yapmadığını bırakmaz, Konuyu detaylı araştırın derim.

11. Kıyas ve Sosyal Medya
Bu başlı başına bir konu ama faydalanacağız diye kullandığımız sosyal medya büyük bir kıyaslama aracı olabiliyor. Mesela kuş kadar yiyen birini gördüğünüzde, sizin porsiyonunuz size doğru bile olsa “ya ben ne çok yiyorum” psikolojisine girebiliyorsunuz. Ya da 100 kilodan 70 kiloya düşmüş ben 62’den 57’ye düşmeyi beceremedim diye üzülüyorsunuz. Velhasıl sosyal medya amacınızı takıntı haline getirmesin, kıyaslamayın faydalanın derim nacizane.

12. Hep gündemde tutmak
Ağzımdan hiç düşürmedim beslenmeyi, diyeti, zayıflamayı, faydayı zararı. Böyle olunca hem kendi kendinize baskı oluşturuyorsunuz, hem de etrafınızdakiler sizi hep o baskı çemberinin içine itiyorlar. Bu konuyu çok konuşmamak, daha çok içselleştirmek lazım.


Aklıma ilk etapta gelenler bunlar. Unutmayalım kilo verme ya da sağlıklı beslenmeye geçme süreci uzun bir süreçtir. Hemen sonuç almayı beklememeli ve hatta istememeliyiz. Sağlıklı olan uzun sürmesidir. Aynı şekilde elde ettiğiniz başarıyı bozmanız da kolay olmayacaktır. Yani 1 lokma fazladan yediniz diye kilo alacağını düşünüp stres olmayın. Nasıl 1 haftada 5 kilo verilmiyorsa, 1 haftada 5 kilo alınmaz.

Stres yapmadan, sürekli araştırarak devam! Görev gibi değil, keyifle!

1 yorum:

  1. ne guzel yazmissin, hepsiyle birebir ayni fikirdeyim. benim de gizem tutar isminde bir diyetisyenim olmustu, yagi seytan, tahillari melek ilan etmisti ve simit pembe peynir besleniyor, nedense (!) kilo veremiyor, 2 haftada bir azar yiyordum. yagdan korkmamak, karbonhidrattan kacmak devrim oldu benim icin, hata yapmadan dogruyu bulamadigimizdan hatalarimi seviyorum :)

    YanıtlaSil